Haberler

Haberler

ntv.com.tr
  • İstanbul Güngören'de çatlaklar oluşan 4 katlı bina boşaltıldı
    İstanbul Güngören'de çatlaklar oluşan 4 katlı bina boşaltıldı

    İstanbul'da dün yaşanan 3.9 büyüklüğündeki depremin ardından, Güngören'de bir binada çatlaklar oluştu. Aynı zamanda bir balkonunda çökme yaşanan 4 katlı bina boşaltılarak, mühürlendi.

    İstanbul'da dün olan 3.9 büyüklüğündeki deprem sonrası Güngören Sanayi Mahallesi'nde 16 daire ve  5 iş yerinin bulduğu 4 katlı binada çatlaklar oluştu.
    Dairelerden birinin ise balkonunda çökme oldu. Bina sakinleri kendilerini dışarı attı. Olay yerine gelen zabıta ekipleri bina sakinlerinin evlerinden çıkmasını istedi.
    Bina ekipler tarafından şerit çekilerek mühürlendi. Bina sakinlerinin bir kısmı akrabalarına giderken, bir kısmı ise otellere yerleştirildi.
    Bina sakini Muammer Erdem, "Dün akşam zabıta ekipleri geldi. Binanın depreme elverişli olmadığını söylediler. Buradaki kişiler otellere yerleştirildi. Toplamda 16 daire var 5 ise iş yeri var" dedi.
    Remzi Özer ise, "Ben karşı apartmanda oturuyorum. Dün akşam saatlerinde herkes dışardaydı eşyaları ile birlikte. Deprem sonrası sesler gelmiş bir tane de balkonda çökme yaşandı. Test yapıp daha sonra ne olacağına karar verecekler" diye konuştu.


  • Viyana Büyükelçisi açıkladı: Sezgin Baran Korkmaz'ın iadesi için süreç başlatıldı
    Viyana Büyükelçisi açıkladı: Sezgin Baran Korkmaz'ın iadesi için süreç başlatıldı

    Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ceyhun, Avusturya'da tutuklanan Sezgin Baran Korkmaz'ın iadesi için sürecin başlatıldığını açıkladı.

    Avusturya'da tutuklanan firari Sezgin Baran Korkmaz'ın iadesine ilişkin ilk adım atıldı.

    Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Sezgin Baran Korkmaz’ın gözaltına alınması ile ilgili yaptığı açıklamada “İade işlemleri için süreci 19 Haziran tarihiyle başlatmış durumdayız” dedi.

    Büyükelçi Ceyhun şunları kaydetti: “Söz konusu şahıs dün, 19 Haziran günü Viyana’dan takriben 260 kilometre uzaklıkta bir kasabada gözaltına alındı. Ve kendisi akşama doğru Viyana’ya getirildi. Hali hazırda Viyana Eyalet Ceza Mahkemesi’nde bulunmaktadır. Hakim karşısına çıkmayı beklemektedir. Kurallar gereği, doğal akış gereği yarın çıkması büyük bir ihtimal.”

    Hakkında kırmızı bülten çıkarılan SBK Holding kurucusu firari Sezgin Baran Korkmaz, dün ABD'nin talebiyle Avusturya'da yakalanarak tutuklanmıştı.

  • Bakan Koca'dan Sinovac'a teklif
    Bakan Koca'dan Sinovac'a teklif

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de uygulanan corona virüs aşısının üreticisi Çinli Sinovac firması yetkililerini Türkiye'de yatırım yapmaya davet etti, aşı üretimini ortak gerçekleştirme önerisinde bulundu. Teklifi memnuniyetle karşılayan firma yetkilileri, "Bir teknik ekip oluşturacağız ve Türkiye’ye göndereceğiz" dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, video konferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirdiği Çinli Sinovac firması yetkililerini Türkiye'de yatırım yapmaya davet etti, aşı üretimini ortak gerçekleştirme önerisinde bulundu.

    Covid-19 pandemisinin, küresel düzeyde iş birliğinin önemini bir kez daha gösterdiğini, ülkeler arası ilişkiler için büyük bir sınama olduğunu vurgulayan Bakan Koca, "Şimdi bu iş birliğimizi bir adım ileri götürmek istiyor, sizi ve firmanızı aşı üretimi konusunda Türkiye’de yatırım yapmaya davet ediyorum. Sağlık Bakanlığı olarak, ülkemize yapacağınız yatırımlarda her türlü desteğe hazır olduğumuzu ayrıca ifade etmek istiyorum. Başta Covid aşısı olmak üzere İnfluenza ve Hepatit A gibi aşıların Türkiye’de ortak üretimi konularını önemsiyoruz" dedi.

    Bakan Koca, "Bunun yanı sıra, 3'üncü faz çalışmaları devam eden yerli inaktif Covid-19 aşımızın ülkemizde üretilmesi için verimli bir iş birliği modeli geliştirebileceğimize inanıyorum. Bu sayede hem şirketinizin uluslararası pazar payı artarken, aynı zamanda Türkiye olarak biz de teknoloji transferini gerçekleştirmiş olacağız" diye konuştu.

    "ÜRETİM TESİSİ İÇİN FAALİYETLERİ HIZLANDIRACAĞIZ"

    Sinovac şirketi yetkilileri ise, üretim ve dağıtım kapasitesini nasıl yerelleştirebilecekleri konusunda görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

    "Yerel bir üretim tesisinin kurulması için faaliyetlerimizi hızlandıracağız. Bu konuda size taahhüt verebiliriz. Aynı zamanda daha fazla Sinovac aşısının da Türkiye’ye teslim edilmesini istiyoruz ki daha fazla insan Sinovac aşısını kullanabilsin ki pandeminin sonuna biraz daha yaklaşabilelim" diyen yetkililer, "Bir teknik ekip oluşturacağız ve Türkiye’ye göndereceğiz."

    İlgili teknik ekibin pazartesi günü Türkiye'de olacağı, en kısa sürede yatırım kararı alınması ve imzaların atılması bekleniyor.



  • Yuvadaki çocuğun ailesi oldular: Baba olmak illaki biyolojik olmaz
    Yuvadaki çocuğun ailesi oldular: Baba olmak illaki biyolojik olmaz

    Bugün Babalar Günü... Ve babalık, bir çocuğun biyolojik babası olmaktan ibaret değil. Yavuz Dağıtmaç eşiyle birlikte, devlet koruması altındaki bir çocuğa evini açtı, onun babası oldu. Baba olmak için illaki biyolojik baba olmak gerekmediğini söyleyen Dağıtmaç, ‘‘Kızımla evimiz sıcacık bir ev oldu, yuva oldu. Onun gözlerindeki mutluluğu görebiliyorum’’ dedi. (Haber:Yağız Şenkal Kamera:Cumhur Çatkaya-Oktay Taşkın)



  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Babalar Günü'nde gençlerle buluştu
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Babalar Günü'nde gençlerle buluştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Babalar Günü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen etkinlik çerçevesinde 81 ilden yaklaşık 700 gençle çevrimiçi olarak bir araya geldi. Cumgurbaşkanı Erdoğan, gençlerin farklı konulardaki sorularını yanıtladı.



  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Vaka sayısında çift haneye inmeliyiz
    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Vaka sayısında çift haneye inmeliyiz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, corona virüs salgınında 5 bin civarında vaka sayısının fazla olduğunu belirterek, "Temennimiz odur ki hem vaka sayısında çift haneliye inelim, hem de vefatlarda tek hanelere inmiş olalım" dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yarınki Kabine Toplantısı öncesi mesajlar verdi.

    AK Parti'nin Babalar Günü etkinliğinde gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan salgınla mücadeleyle ilgili şunları söyledi:

    "Şu anda corona virüste ciddi manada oran düştü ama bu oranı bizim çok daha düşürmemiz lazım. Vaka sayısı günde 5 bin civarında biz bunu fazla görüyoruz. Vefat 50 civarında bunu da tabi arzu etmiyoruz. Temennimiz odur ki hem vaka sayısında çift haneliye inelim hem de vefatlarda tek hanelere inmiş olalım"

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden gençlerin katıldığı etkinlikte soruları yanıtladı.

    "HIZLI AŞILAMA YÜRÜTÜYORUZ"

    Hızlı bir aşılama yürütüldüğünü belirten Erdoğan, "Milletimizin her bir ferdi aşıya erişim konusunda dünyada milyarlarca insanın peşinde koşup da ulaşamadığı bir imkana sahip olduğunu bilmelidir" dedi.

    "YERLİ AŞI EYLÜL-EKİMDE" 

    Cumhurbaşkanı, yerli aşıyı eylül-ekim gibi üretmeyi hedeflediklerini belirtti. 

    "Aşı karşıtı olanlara nasıl bir çağrıda bulunursunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Bilimi inkar etmek mümkün değil. Bütün mesele bu bilimi, ilimi aynı zamanda irfanla bütünleştirmektir. Onunla zaten bütünleştirdiğimiz anda birçok sıkıntıyı da ortadan kaldırmış olacağız. Şu anda zaman zaman bilim insanlarımız da bu tür açıklamaları yapıyorlar. Ben inanıyorum ki yerli milli üretimimizi yaptığımız anda, halkımızın bu noktadaki güveni daha da artacaktır" diye konuştu.

    "ÜÇ AŞI OLDUM, NETİCELER OLUMLU"

    Aşılamayla ilgili gelişmelerin olumlu olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ben Cumhurbaşkanı olarak ilk anda aşımı oldum. Birinci, ikinci dozu oldum daha sonra bir de antikor için oldum. Alınan neticeler de olumlu istikamette gelişti" diye konuştu.

    Buluşmada gençlerin "Yoğun iş temponuzda çocuklarınızla, torunlarınızla haberleşiyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, cep telefonunu aktif olarak kullandığını, aile fertleriyle mesaj yoluyla da haberleştiğini belirtti.

    Erdoğan, telefonunda çeşitli mesaj gruplarının bulunduğunu ancak Whatsapp ile arasının olmadığını dile getirerek, bunları kullanmaya zamanının olmadığını kaydetti.

    "Bizim neslimiz için hala en güzel iletişim yolu yüz yüze görüşme" diyen Erdoğan, en azından sesli konuşma yöntemini seçtiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün vatandaşları yabancı uygulamalar yerine yerli mesajlaşma uygulamalarını kullanmaya davet etti.



  • ODTÜ'nün müsilaj analizi: İlk 30 metrede yığıldı
    ODTÜ'nün müsilaj analizi: İlk 30 metrede yığıldı

    Marmara'nın diplerindeki müsilaj analizinin ilk sonucuna göre hidrojen sülfürün hassas ölçüm limitlerinin altında olduğu belirlendi. Çalışmaya göre, müsilaj denizin ilk 30 metrelik tabakasında yığıldı. ODTÜ'lü bilim insanı Mustafa Yücel, "Örneklerde herhangi bir çürük yumurta kokusuna da rastlamadık. Bu sonuçlar, bize müsilajın derin Marmara'yı etki etmeye başlamadığını gösteriyor" dedi.

    Seyrüsefer halindeki ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün araştırma gemisi "Bilim-2" ile Çınarcık havzasında yürütülen çalışmalar, müsilajın (deniz salyası) henüz alt sulara inmediğini ve hidrojen sülfürün, hassas ölçüm limitlerinin altında olduğunu gösterdi.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü koordinasyonunda yürüttüğü proje kapsamında, Marmara Denizi'nin karanlık diplerindeki araştırmalar sürüyor.

    Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) Projesi'nde görev alan ve salya oluşumları ile ilgili Bilim-2 Gemisi'nden gelen verileri analiz eden Enstitü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Yücel, açıklama  yaptı.

    ODTÜ Bilim Gemisi'nin Marmara seferi kapsamında Çınarcık Çukuru bölgesinde çalışmalar yürüttüğünü bildiren Yücel, "Çalışmalarımızda müsilajın özellikle derin sulara inip inmediğini ve hidrojen sülfür gibi bakteriyel bozulma ürünlerinin akümüle olup olmadığına bakmayı hedefliyoruz" dedi.

    "OKSİJENSİZ DURUM DEVAM EDİYOR"

    İlk kez 2016'da 900 metre ve altı derinliklerde hidrojen sülfür oluşumuna rastladıklarını ancak 2018, 2019 ve 2020 Marmara çalışmalarında hidrojen sülfürün aynı bölgede ölçüm limitlerinin altında olduğunu bulduklarını aktaran Yücel, son verilere ilişkin şöyle konuştu:

    İki ayrı hidrojen sülfür metodu ve üç ayrı hassas oksijen metodu ile Marmara'nın doğusundaki hassas Çınarcık baseninde detaylı ölçümler yürüttük. Müsilajın denizin ilk 30 metrelik tabakasında yığıldığı, henüz alt sulara inmediği ilk sonuçlarımız arasında. 


    "En derin yerleri olan 1200 metre civarının yine de çok az da olsa oksijen aldığını üç ayrı metotla doğruladık. Hem aldığımız örnekler üzerinde hassas metotlar hem de derin denizin içinde yerinde ölçüm yapan sensörler ile hidrojen sülfürün hassas ölçüm limitlerinin altında olduğunu tespit ettik" diyen Yücel, "Örneklerde herhangi bir çürük yumurta kokusuna da rastlamadık. Bu sonuçlar, bize müsilajın derin Marmara'yı etki etmeye başlamadığını ve sistemin zaten neredeyse oksijensiz durumunun devam ettiğini gösteriyor. Ancak, büyük bir kırılganlık içinde olan Marmara'nın diplerinde sürekli izlenebilecek şekilde hidrojen sülfür biriktirecek bir yapının olmadığını gördük"

    ODTÜ'lü bilim insanı Mustafa Yücel, Marmara'nın geleceğine ilişkin, "Özellikle karasal besin yüklerinin Marmara Eylem Planı ile azalması ile beraber sabırla bekleyerek Çınarcık baseni de dahil Marmara'nın derinliklerinin önemli bir bölümünün Akdeniz'den gelen taze suyun etkisi ile yeniden oksijenlenmeye başlayacağını öngörüyoruz" diye konuştu.



  • İstanbul'da kaldırım bir anda patladı
    İstanbul'da kaldırım bir anda patladı

    İstanbul Fatih’te iddiaya göre, İSKİ çalışması sırasında kaldırım bir anda patladı. Patlama, bodrum katta olan bir evin duvarını yıkarak kaloriferinin de patlamasına yola açtı. Evinin bir anda suyla dolduğunu anlatan öğretmen Safa Doğan ‘‘Patlamanın ardından evimi iki kez su bastı. 6 aylık ve 4 yaşında iki çocuğumuz var, artık bu evde oturmamız mümkün değil’’ diyerek tepki gösterdi. Doğan ailesinin şikayeti üzerine İSKİ bölgede onarım çalışması başlattı.



  • Nilüfer Çayı, atıklar nedeniyle siyaha büründü
    Nilüfer Çayı, atıklar nedeniyle siyaha büründü

    Bursa'dan Marmara Denizi’ne dökülen Nilüfer Çayı, tarım, sanayi ve evsel atıklar nedeniyle siyaha boyandı. Suda canlı yaşamının kalmadığını belirten DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, “Bu artık bir su değil, kimyasal atık” dedi.

    Bursa'da Uludağ’dan başlayıp, ovadaki birçok dere ve Susurluk Çayı ile birleşerek, Karacabey’den Marmara Denizi’ne dökülen yaklaşık 200 kilometrelik Nilüfer Çayı, kirli atıklar nedeniyle siyaha büründü. Bursa Ovası’nda tarım ve hayvancılık olumsuz etkilendi.
    Kirli su, son dönemde deniz salyasıyla gündeme gelen Marmara Denizi’nin de kirliliğinin artmasına neden oluyor. Sudaki siyahlık ve kirli atıkların çaya boşaltıldığı noktalar drone'la havadan görüntülendi.
    Nilüfer Çayı’nda eskiden insanların yüzmeyi öğrendiğini belirten DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, “Nilüfer Çayı içinde balığı, kurbağası, kaplumbağası, yılanıyla, su bitkileriyle bir yaşam döngüsüydü, ancak şu an burada yaşam ihtimali sıfır. Çünkü bu artık bir su değil, kimyasal atık” dedi.
    Demir, 4 milyona yaklaşan nüfus ve 20’den fazla sanayi bölgesiyle bütün evsel ve sanayi atğının Nilüfer Çayı’na bırakıldığına dikkat çekti.
    Demir, "Sanayicimiz kadar evdeki teyzemiz de suçlu. Çünkü biz lavabolardan döktüğümüz kızartma yağları, bulaşık yağları, deterjan gibi atıklarla kirletiyoruz. Zaten sanayi başlı başına bir kirlilik unsuru, sanayi demek kirlilik demek" diye konuştu.
    Demir, Nilüfer Çayı'nda yaşam ihtimalinin kalmadığını, çaydan akanın artık kimyasal atık olduğunu kaydetti.
    Arıtma tesislerinin öneminden bahseden Demir, “Sanayici kirli teknoloji kullanmamalı, suyu yerinde arıtmalı. Yani suyu daha az tüketen ve hiç kirletmeyen teknoloji kullanmalı. Yani biraz yatırım yapmalı. Biz bir gün yine Marmara Denizi ne olacak, diyeceğiz" diye konuştu.
    Demir, son olarak şunları kaydetti: "Marmara Denizi en sonunda gözümüze soktu ve ben ölüyorum dedi. Bu dereler, bu kirlilik evsel ve sanayi atıklarımız Marmara Denizi’ne kirli bir şekilde gittiği sürece Marmara Denizi ölüme, yok olmaya adım adım hızlı bir şekilde gidiyor demiştik, son yıllarda artık koşar adım gitmeye başladı. Sonucu hep birlikte yaşadık gördük."


  • Tuba'yı öldüren eşine 18 yıl hapsin gerekçesi: Öldürürken zevk aldığına dair delil yok
    Tuba'yı öldüren eşine 18 yıl hapsin gerekçesi: Öldürürken zevk aldığına dair delil yok

    Konya'da eşi Tuba Erkol'u 46 yerinden bıçaklayarak öldüren Bekir Erkol, cinayeti işlerken haz ve zevk duyduğunu gösterir bir delil olmadığı gerekçesiyle iyi hal indirimi uygulanarak 18 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Konya’da yaşayan 37 yaşındaki Tuba Erkol, eşi Bekir Erkol (42) tarafından bıçaklanarak öldürüldü. ‘Eşi kasten öldürmek’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Erkol'un cezası, haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulanarak 18 yıl 4 aya indirildi. 

    Konya'da belediyenin çöp toplama araçlarında şoförlük yapan Bekir Erkol ile eşi Tuba Erkol arasında, şiddetli geçimsizlik yaşanmaya başladı. Tuba Erkol, 18 Ağustos'ta kendisine şiddet uygulayan eşinden şikayetçi olup, evden uzaklaştırma kararı aldırdı.

    Uzaklaştırma kararından 4 gün sonra eve gelen Bekir Erkol, eşiyle tartıştı ve çocuklarının gözleri önünde bıçakla Tuba Erkol'a saldırdı.

    46 YERİNDEN BIÇAKLADI

    Aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan Tuba Erkol, can havliyle kapıyı açıp, dışarı kaçmaya çalıştı. Vahşete tanık olan çiftin, yaşları 9 ile 13 arasında değişen 3 çocuğu da babalarını engellemeye çalıştı. Çocukların tüm çabalarına rağmen eşinin peşinden giden Bekir Erkol, Tuba Erkol'u koridorda, 46 yerinden bıçakladı. Tuba Erkol yaşamını yitirirken, Bekir Erkol kızını evde bırakıp 2 oğluyla annesinin evine gitti.

    Polisi arayıp teslim olan Bekir Erkol, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Erkol, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Yürütülen soruşturma sonunda tutuklu Erkol hakkında, 'canavarca hisle eşi kasten öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.

    KARAR ÇIKTI

    Konya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Bekir Erkol, bugün görülen karar duruşmasına tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS yöntemiyle katıldı. Öldürülen Tuba Erkol'un babası Mustafa, annesi Behiye, ağabeyleri Osman ve Derviş Ceran salonda hazır bulunurken yanlarında getirdikleri Erkol'un 3 çocuğu ise salon dışına çıkartıldı.

    Mahkeme heyeti, Bekir Erkol'u 'eşi kasten öldürme' suçundan önce ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırdı, ardından da suçu haksız tahrik altında işlediği ve duruşmadaki iyi halini göz önünde bulundurarak ceza 18 yıl 4 aya indirildi.

    ÖLDÜRÜRKEN ZEVK ALMAMASI İNDİRİM SEBEBİ

    Mahkeme açıkladığı gerekçeli kararında olayın ‘canavarca hisle’ gerçekleştirdiğini gösteren somut bir delilin olmadığına işaret edildi. Kararda, Bekir Erkol’un canavarca hisle hareket ettiğini gösterir somut bir delilin olmadığı, 46 bıçak darbesi olmasının bu bendin uygulanmasının gerektirmediği, canavarca histe sanığın eziyet ederek öldürme olayından bir haz, bir mutluluk duyması gerektiği, somut olayda sanığın bir haz ve zevk duyduğunu gösterir bir delilin olmadığı, olayı ani gerçekleştiği, sanığın o an şuurunu kaybedip eşini defalarca vurduğu, canavarca hisle işlendiği yönünde somut bir delilin bulunmaması nedeniyle şüpheden sanığın yararlanacağı evrensel hukuk ilkesi dikkate alınarak canavarca hissin olmadığı belirtildi.

    KADIN HAKİM KARŞI OY VERDİ

    Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kadın üyesi, sanığa ‘haksız tahrik indirimi’ verilmemesini isteyip karşı oy kullandı. Kadın hakim bunun gerekçesi olarak da, Bekir Erkol’un olaydan bir hafta öncesine kadar bile Tuba Erkol ile oğlunun spor hocası arasındaki ilişkiden kesin olarak haberdar olmadığının sabit olduğu, haksız tahrik indiriminin uygulanması için bunun sanık tarafından kesin olarak bilinmesi gerektiği, aksi halde sanıkların daha sonradan öğrenecekleri sadakatsizlik oluşturabilecek davranışları kendi lehlerine kullanıp haksız tahrik indiriminden faydalanmak isteyecekleri, Tuba Erkol ile spor hocası arasında gerçekleşen WhatsApp görüşmelerinin eşler arasında olsa bile özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bunların öğrenilmesi durumunda ancak taraflar arasında boşanmanın geçerli bir sebebinin oluşturacağı, kişilerin birbirlerine karşı suç işlemesini meşru hale getirmeyeceği, cezaların indirilmesine yol açarak ceza adaletinin sanık lehine bozulmasının yolunun açılmaması gerektiği belirtildi.

RÜYA TABİRLERİ

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z

Anketler

Sitemizi Beğendiniz mi ?